<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kur&#039;an-ı Kerim &#187; MAİDE Suresi Meali</title>
	<atom:link href="http://www.islamidavet.net/etiket/maide-suresi-meali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamidavet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 00:26:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>5-MÂİDE SURESİ</title>
		<link>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/abdulbaki-golpinarli-meali/5-maide-suresi/</link>
		<comments>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/abdulbaki-golpinarli-meali/5-maide-suresi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 01:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Abdülbaki Gölpınarlı Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülbaki GÖLPINARLI]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülbaki GÖLPINARLI Türkçe Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Elmalılı Meali]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE Suresi Meali]]></category>
		<category><![CDATA[meal]]></category>
		<category><![CDATA[Sure Meali]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe meal]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Mealler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidavet.net/?p=457</guid>
		<description><![CDATA[Medenîdir, yüz yirmi âyettir. (Yüz yirmi âyettir. Medenîdir, ancak 3. âyetin “Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nîmetimi tamamladım, size din olarak Müslümanlığı verdim de hoşnut oldum” kısmı, Vidâ haccında, arefe günü inmiştir. Hükme ait son âyettir. Sûrede, İsa Peygamberin duasıyla, gökten, içinde yemekler bulunan bir sofra indiği anlatıldığı cihetle sofra ve yemek anlamına gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medenîdir, yüz yirmi âyettir.<br />
(Yüz yirmi âyettir. Medenîdir, ancak 3. âyetin “Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nîmetimi tamamladım, size din olarak Müslümanlığı verdim de hoşnut oldum” kısmı, Vidâ haccında, arefe günü inmiştir. Hükme ait son âyettir. Sûrede, İsa Peygamberin duasıyla, gökten, içinde yemekler bulunan bir sofra indiği anlatıldığı cihetle sofra ve yemek anlamına gelen Mâida adıyla adlanmıştır.)</p>
<p>Rahman ve Rahîm Allah Adıyla</p>
<p>1- Ey inananlar, ahitlerinizi yerine getirin. Dört ayaklı hayvanlar helâl edilmiştir size, ancak size söylenecekler müstesna; ihramdayken, helâl olan hayvanları avlanmak da haramdır. Şüphe yok ki Allah, dilediğini hükmeder. </p>
<p>2- Ey inananlar, Allah’a ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve râzılığa ulaşmak için Beyt-ül Harâm’ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Harâm’dan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah’tan sakının, şüphe yok ki Allah’ın cezası, çok çetindir. </p>
<p>3- Haram edilmiştir size ölü, kan, domuz eti, Allah’tan gayrı putlar adına kesilen hayvanlar, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşüp ölmüş, başka bir hayvan tarafından süsülüp öldürülmüş, canavar tarafından parçalanmış olanlar; ancak ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna; ve taştan yapılmış ve dikilmiş putlar adına kesilenler ve fal için çekilen oklarla rızık arayış. Bunlar, kötülüktür. Bugün kâfirler, dininiz yüzünden meyus olmuşlardır artık sizden, korkmayın onlardan, benden korkun. Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nîmetimi tamamladım, size din olarak Müslümanlığı verdim de hoşnut oldum. Pek aç kalıp zora düşen, suç işlemek niyetinde olmamak şartıyla haram edilen şeyleri yiyebilir ve şüphe yok ki Allah, suçları örter rahîmdir.(1)</p>
<p>4- Kendilerine neler helâl edilmiştir diye sana sorarlar. De ki: Size temiz şeyler ve Allah’ın, size öğrettiği bilgiyle öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanların tuttukları avlar helâl edilmiştir. Sizin için tuttuklarını yiyin ve avlanır, avı tutup keserken Allah adını anın ve Allah’tan sakının, şüphe yok ki Allah, pek tez hesap görür. </p>
<p>5- Bugün size bütün temiz şeyler helâl edilmiştir ve kendilerine kitap verilenlerin yemekleri de helâldir size, sizin yemekleriniz de helâldir onlara ve inanan kadınlardan namus ve iffet sahibi olanlarla kendilerine kitap verilenlere mensup namuslu kadınlar da, mehirlerini vermek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak şartıyla size helâldir ve kim imanı inkâr ederse bütün işledikleri boşa gider ve o, âhirette ziyan edenlerdendir. </p>
<p>6- Ey inananlar, namaza kalktığınız zaman yıkayın yüzlerinizi ve dirseklerinizle berâber ellerinizi ve başınızın bir kısmını meshedip ayaklarınızı topuklarınızla berâber ve cünüpseniz iyice yıkanıp arının. Hastaysanız, yahut seferdeyseniz, yahut içinizden biri ayak yolundan geldiyse, yahut da kadınlara temas etmişseniz su bulamadığınız takdîrde temiz toprakla teyemmüm edin de toprakla yüzünüzü, ellerinizi meshedin. Allah, sizi güce koşmayı istemez, fakat şükredesiniz diye tertemiz olmanızı ve size verdiği nîmeti tamamlamayı diler. </p>
<p>7- Anın size verilen Allah nîmetini ve duyduk, itaat ettik dediğiniz zaman ona vermiş olduğunuz sözü ki bu sözle bağlamıştır sizi ve çekinin Allah’tan. Şüphe yok ki Allah, yüreklerde ne var bilir. </p>
<p>8- Ey inananlar, Allah için daima doğru hükmedin, adâlete tam uygun tanıklıkta bulunan ve bir kavme olan kininiz, sizi adâletten alıkoymasın. Adâlette bulunun ki bu, takvaya daha yakındır ve çekinin Allah’tan. Şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız hepsinden de haberdardır. </p>
<p>9- Allah, inanıp iyi işlerde bulunanlara vaat etti, onlarındır yarlıganma ve pek büyük mükafat. </p>
<p>10- Kâfir olanlara ve âyetlerimizi inkâr edenlere gelince: Onlardır cehennem ehli. </p>
<p>11- Ey inananlar, anın Allah’ın nîmetini size, hani bir kavim, size el uzatmaya niyetlenmişti de onların ellerini çektirmişti sizden ve çekinin Allah’tan ve inananların, ancak Allah’a dayanmaları gerek.</p>
<p>12- Ve Allah İsrailoğullarından kuvvetli söz almıştı ve onlardan on iki emin adam göndermiştik ve Allah demişti ki: Ben, sizinleyim, namaz kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanır, onlara yardım edip ulularsanız ve Allah’a borç verircesine onun yolunda yoksulları doyurur, iyilik eder, para harcarsanız mutlaka kusurlarınızı örter ve mutlaka sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Fakat bundan sonra içinizden kâfir olan, şüphe yok ki doğru yoldan sapmıştır artık. </p>
<p>13- Ahitlerini bozdukları, verdikleri sözden döndükleri için lânet ettik onlara ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, sözlerin yerini değiştirirler, kendilerine verilen öğütten bir hisse de almazlar. Pek azı müstesna daima hainliklerini duyarsın, gene de bağışla onları, geç suçlarından. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.</p>
<p>14- Onlardan, biz Nasrânîyiz diyenler de var, onlardan da söz aldık, fakat kendilerine verilen öğütten hisse almayı unuttular, biz de kıyamete dek aralarına düşmanlık ve kin saldık. Allah, onların neler yaptığını bildirecek.(2) </p>
<p>15- Ey kitap ehli, kitapta olduğu halde gizlediklerinizin çoğunu apaçık size bildiren, çoğunu da affedip yüzünüze vurmayan Peygamberimiz gelmiştir size; Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir size. </p>
<p>16- Allah, kendi rızasına uyanları, onunla esenlik yollarına götürür ve dileğiyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları doğru yola sevk eder. </p>
<p>17- Gerçekten de şüphe yok ki Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir diyenler kâfir oldular. De ki: Meryem oğlu Mesîh’i de, anasını da ve yeryüzündekilerin hepsini de helâk etmeyi dilese Allah’a karşı herhangi bir şeye kim sahip çıkabilir? Ve Allah’ındır göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasında olanların saltanatı. Dilediğini yaratır ve Allah’ın her şeye gücü yeter. </p>
<p>18- Yahûdiler ve Nasrânîler, biz Allah’ın oğullarıyız ve sevgilileriyiz dediler. De ki: Öyleyse neden günahlarınızdan dolayı size azâp ediyor? Hayır, siz, ancak onun yarattığı insanlardansınız; o, dilediğini yarlıgar, dilediğine azâp eder ve Allah’ındır göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasında bulunanların saltanatı ve her iş, ona aittir.(3)</p>
<p>19- Ey kitap ehli, bize ne bir müjdeci geldi, ne bir korkutucu dememeniz için peygamberlerin arasının kesildiği bir devirde size, her şeyi açıklayan Peygamberimiz geldi. İşte size şüphesiz olarak bir müjdeci, bir kokutucu geldi ve Allah’ın, her şeye gücü yeter. </p>
<p>20- Hatırla o zamanı ki Mûsâ, kavmine, ey kavim demişti, anın Allah’ın size verdiği nîmeti ki içinizden peygamberler gönderdi ve padişahlar çıkardı ve size, âlemlerde, hiçbir kimseye vermediğini verdi.</p>
<p>21- Ey kavmim, Allah’ın size vermeyi takdîr ettiği kutlu yere girin ve gerisin-geriye dönmeyin, yoksa ziyankâr olursunuz, ancak ziyana dönersiniz.</p>
<p>22- Onlarsa yâ Mûsâ demişlerdi, orada zorlu erler var, onlar orada oldukça biz, kesin olarak giremeyiz, ama oradan çıkarlarsa gireriz.</p>
<p>23- İçlerinden, korkan ve Allah tarafından nîmetlere mazhar olmuş bulunan iki kişi, kapıdan girip saldırın üstlerine demişti; oraya girerseniz şüphe yok ki üst olursunuz siz ve ancak Allah’a dayanın inanmışsanız. </p>
<p>24- Yâ Mûsâ demişlerdi, onlar orada bulundukça biz, oraya ebedîyen giremeyiz. Sen, Rabbinle git, ikiniz çarpışın onlarla, biz burada oturup duracağız. </p>
<p>25- Mûsâ, ya Rabbi demişti, benim hükmüm ancak kendime, bir de kardeşime geçiyor. Şu kötülük eden kavimle aramızı sen ayır. </p>
<p>26- Tanrı demişti ki: Orası, tam kırk yıl onlara haram edildi. Çölde sersemcesine dolaşacaklar, tasalanma o kötülükte bulunanlar için.(4)</p>
<p>27- Oku onlara Âdem’in iki oğluna ait gerçek haberi. Hani onlar, Tanrıya yaklaşmak için kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmişti, öbürününki kabul edilmemişti ve o, seni mutlaka öldüreceğim demişti ona, o da demişti ki: Allah ancak, kendisinden çekinenlerin kurbanını kabul eder. (5)</p>
<p>28- Andolsun, beni öldürmek için elini uzatsan da bana, ben sana, seni öldürmek için elimi uzatmayacağım; çünkü ben, âlemlerin Rabbi Allah’tan korkarım. </p>
<p>29- Dilerim, kendi suçunla berâber benim suçumu da yüklenesin de cehennem ehlinden olasın ve budur cezası zulmedenlerin. </p>
<p>30- Nihâyet kardeşini öldürme hususunda nefsine uydu da öldürdü onu ve ziyankârlardan oluverdi. </p>
<p>31- Sonra, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için Allah, bir karga gönderdi. Bu karga, yeri eşmedeydi. Yazıklar olsun bana dedi, kardeşimin cesedini gömmede şu karga kadar bile olamadım ha? Ve o, artık nedamet edenlere katılmıştı zâten.81</p>
<p>32- Bu yüzden şu hükmü yazdık İsrailoğullarına: Şüphe yok ki bir insanı öldürmesine, yahut yeryüzünde bozgunculuk etmesine karşılık olmayarak birisini öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir ve kim, birisini kurtarır, diriltirse bütün insanları diriltmiş gibidir. Andolsun ki peygamberlerimiz, onlara apaçık delillerle geldiler de gene onların çoğu, bundan sonra yeryüzünde hadlerini aştılar.</p>
<p>33- Allah’a ve Resûlüne savaş açanlarla yeryüzünde bozgunculuk etmeye koşanların cezaları, ancak öldürülmektir, yahut asılmaktır, çapraz olarak elleriyle ayaklarının kesilmesidir, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları horluktur, âhiretteyse pek büyük bir azap vardır onlara. </p>
<p>34- Ancak onlardan, ele geçmeden tövbe edenler, bu hükümden dışarıdır. Şüphesiz olarak bilin ki Allah, suçları örter, rahîmdir. </p>
<p>35- Ey inananlar, çekinin Allah’tan ve onu vesîleyle arayın ve savaşın onun yolunda da muradına erenlerden olun.(6)</p>
<p>36- Kâfir olanlar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hattâ bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyâmet gününün azâbından kurtulmak için hepsini verseler gene makbule geçmez ve onlara pek elemli bir azap vardır. </p>
<p>37- Ateşten çıkmak isterlerse de çıkamaz onlar ve onlar içindir sürüp giden bir azap. </p>
<p>38- Erkek olsun, kadın olsun, hırsızlık edenlerin, elde ettiklerine karşılık, Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak kesin ellerini ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir. </p>
<p>39- Ettiği zulümden sonra tövbe eden ve düzgün bir hale gelenin tövbesini Allah kabul eder. Şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir. </p>
<p>40- Bilmez misin Allah’ı ki göklerin de tasarrufu ona aittir, yeryüzünün de ve dilediğine azâp eder, dilediğini yarlıgar ve Allah’ın, her şeye gücü yeter. </p>
<p>41- Ey Peygamber, ağızlarıyla inandık diyen, fakat yürekleriyle inanmayanlardan ve Yahûdilerden, boyuna kâfirliğe koşuşanlar, seni mahzun etmesin. Onlar, sözleri, yalan söylemek için boyuna dinleyip dururlar, senin yanına gelmemiş olan bir başka kavim için dinlerler boyuna. Onlar, sözlerin bâzısının yerlerini değiştirirler de size şu tarzda fetva verilirse derler, kabul edin, verilmezse çekinin kabul etmekten ve Allah, kime azâb etmek isterse sen, Allah’ın isteğine karşı o adama hiçbir şey yapamazsın. Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, yüreklerini temizlemeyi murâd etmemiştir. Onlar içindir dünya da horluk ve onlar içindir âhirette pek büyük bir azap. </p>
<p>42- Onlar, yalan söylemek için boyuna dinlerler, haramı ve rüşveti de boyuna yerler. Sana gelirlerse aralarında hüküm ver, yahut da yüz çevir onlardan. Yüz çevirirsen, kesin olarak sana hiçbir zarar veremez onlar ve eğer hüküm verirsen, aralarında, adâletle hüküm ver, şüphe yok ki Allah, adâlet sahiplerini sever. </p>
<p>43- Nasıl oluyor da içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat, yanlarındayken senin hükmüne baş vuruyorlar, sonra da gene bu hükümden yüz çeviriyorlar? Onlar, zâten inanmamışlardır. </p>
<p>44- Şüphe yok ki biz, Tevrat’ı indirdik, onda doğru yola sevk ediş ve nûr var. Tanrıya teslîm olan peygamberlerle hükümleri bilenler ve Allah kitabını korumaya memûr olan bilginler, Yahûdilere, hep ona göre hüküm verirlerdi ve hepsi de o kitabın doğruluğuna tanıktı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi, az bir menfaat karşılığında satmayın ve kimler, Allah’ın indirdiği hükme uygun olarak hüküm vermezlerse onlardır kâfirlerin ta kendileri </p>
<p>45- Ve o kitapta onlara hükmettik ki cana karşılık can, göze karşılık göz, burna karşılık burun, kulağa karşılık kulak, dişe karşılık diş ve yaralara karşılık da yaralarla kısas var. Fakat kim bağışlar da hakkından geçerse bu, suçlarının yarlıganmasına sebep olur ve kimler, Allah’ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır zâlimlerin ta kendileri.</p>
<p>46- Onların izinden de, ellerinde bulunan Tevrât’ı gerçeklemek üzere Meryemoğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde doğru yola sevk eden hükümler ve nûr bulunan ve ellerindeki Tevrât’ı gerçekleyen, çekinenleri doğru yola sevk eden sakınanlara öğüt olan İncil’i verdik. </p>
<p>47- İncil ehli de, Allah’ın o kitapta indirdiği hükümlerle hüküm versinler. Ve kimler Allah’ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır Tanrı buyruğundan çıkanların ta kendileri. </p>
<p>48- Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah’ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birerinize bir şeriat, bir yol tâyin ettik ve Allah dileseydi bir ümmet yapardı sizi, fakat size verdiği hükümler hususunda sizi sınamaktadır, siz de hayırlı işlerde yarışın artık ve hepinizin dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o, haklarında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir. </p>
<p>49- Aralarında, Allah’ın indirdiği hükümlere göre hükmet ve onların dileklerine uyma, Allah’ın, sana indirdiği hükümlerin bâzısından seni saptıracaklarından çekin. Yüz çevirirlerse bil ki ancak Allah, onları bâzı suçlarından dolayı musîbete uğratacak ve insanların çoğu da buyruktan çıkmış olanlardır zâten. </p>
<p>50- Hâlâ mı cahiliyet devrinin hükmünü aramadalar? Gerçeği, şüphesiz bir sûrette bilenler yanında hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir ki?(7)</p>
<p>51- Ey inananlar, Yahûdilerle Nasrânîleri dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur ve sizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki o da, onlardandır. Şüphe yok ki Allah, zâlim olan kavmi doğru yola sevk etmez. </p>
<p>52- Yüreklerinde bir hastalık olanları ve bir felâkete uğramamızdan korkuyoruz, diyerek onların içine katılan, onlara koşanları görürsün. Fakat belki de Allah bir fetih verir, yahut kendi katından bir iş çıkarır meydana da onlar, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı nâdim oluverirler. </p>
<p>53- İnananlar da derler ki, sizinle beraber olduklarına dair bütün kuvvetleriyle yemin edenler bunlar mı? İşte yaptıkları boşa çıktı, ziyankâr oluverdiler. </p>
<p>54- Ey inananlar, içinizden kim çıkar da dininden dönerse Allah onlara bedel öyle bir kavim getirecektir yakında ki o onları sevecek, onlar da, onu sevecek, inananlara karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı yüce olacak o kavim. Allah yolunda savaşacaklar ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacaklar. Bu, Allah’ın lütfü ve inâyetidir ki dilediğine verir ve Allah’ın lütfü boldur, o her şeyi bilir.(8)</p>
<p>55- Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allah’tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir.(9)</p>
<p>56- Ve kim, Allah’tan, Peygamberinden ve inananlardan yüz çevirirse bilsin ki hiç şüphesiz Allah’a mensup olanlardır üst olacak kişiler. </p>
<p>57- Ey inananlar, sizden önce, kendilerine kitap verilenlerle kâfirlerden, dininizi alay konusu yapan, onu oyuncak sayan kişileri dost edinmeyin, çekinin Allah’tan inanmışsanız. </p>
<p>58- Birbirinizi namaza çağırdığınız, ezan okuduğunuz zaman, bununla alay ederler, bir oyun sayarlar bunu. Bu da şüphe yok ki akılları olmayan, akıl edemeyen bir kavim olduklarındandır. </p>
<p>59- De ki: Ey kitap ehli, bizden hoşlanmayışınızın sebebi, ancak Allah’a ve bize indirilene ve bizden önce indirilenlere inanmamızdan başka bir şey mi ki? Ve sizin çoğunuz, buyruktan çıkmış kişilersiniz. </p>
<p>60- De ki: Bundan daha fena olanları, Allah’ın cezasına uğramış bulunanları haber vereyim mi size? Allah’ın lânet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden bir kısmını maymun ve domuz şekline soktuğu kişiler ve Şeytan’a tapanlar. İşte bunlardır yeri daha kötü olanlar, doğru yoldan daha fazla sapmış bulunanlar. </p>
<p>61- Sizin yanınıza geldiler mi, inandık derler, halbuki onlar, bulunduğunuz yere kâfirlikle girdikleri gibi gene kâfirlikle çıkmışlardır ve Allah, onların gizlediğini, onlardan daha iyi bilir. </p>
<p>62- Onların çoğunu görürsün ki suç işlemekte, düşmanlık etmekte, haram yemekte birbirleriyle yarışa girerler. Yaptıkları şey, ne de kötüdür.(10)</p>
<p>63- Bâri, hükümleri bilenleri ve bilginleri, onları, suç olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi. İşledikleri iş, ne de kötüdür. </p>
<p>64- Yahûdiler, Allah’ın eli bağlıdır dediler, elleri bağlanasılar, söyledikleri söz yüzünden lânete uğrayasılar. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır, dilediği gibi ihsânda bulunur. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kâfirliğini arttıracak ve biz, onların arasına kıyâmete dek düşmanlık ve kin saldık. Ne vakit savaş için bir ateş yaktılarsa Allah söndürdü o ateşi ve onlar, yeryüzünde bozgunculuğa koşup dururlar ve Allah, bozguncuları sevmez. </p>
<p>65- Kitap ehli olanlar inansalardı, çekinselerdi elbette kötülüklerini örterdik ve elbette onları da nîmeti bol cennetlere sokardık.</p>
<p>66- Tevrât’ın, İncil’in ve Rablerinden sana indirilen kitabın hükümlerini tutsalardı tepelerinden ayaklarının altlarından nîmetlere nail olurlar, onları yerlerdi. İçlerinde geri ve aşırı olmayan insaf ehli de var, fakat çoğunun yaptığı işler, ne de kötü. </p>
<p>67- Ey Peygamber, bildir, sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği îfâ etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan korur. Şüphe yok ki Allah, kâfir olan kavme, doğru yola gitmek hususunda başarı vermez.(11)</p>
<p>68- De ki: Ey kitap ehli, hiçbir şeye inanmış sayılmazsınız Tevrât’ın, İncil’in ve Rabbinizden size indirilen kitabın hükümlerini yerine getirmedikçe ve andolsun ki Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kâfirliğini arttıracak, artık o kâfir kavim yüzünden tasalanma sen. </p>
<p>69- Fakat inananlarla Yahûdi olanlardan, Sâbîlerden ve Hıristiyanlardan Allah’a ve âhiret gününe inanıp iyi işler işleyenlere ne bir korku vardır, ne de mahzun olur onlar. </p>
<p>70- Andolsun ki İsrailoğullarından söz almıştık, peygamberler göndermiştik onlara. Fakat hangi peygamber onlara gelip canlarının istemediği bir şey getirdiyse o peygamberlerin bir kısmını yalanlamışlardı, bir kısmını öldürmüşlerdi. </p>
<p>71- Ve sandılar ki bir cezaya uğramayacaklar. Kör oldular âdeta, sağır kesildiler, sonra tövbe ettiler, Allah kabul etti, sonra gene de çoğu körleşti, sağır oldu ve Allah, onların yaptıklarını tamamıyla görür. </p>
<p>72- Allah, şüphe yok ki Meryem oğlu Mesîh’tir diyenler kâfir oldular ve Mesîh, ey İsrailoğulları demişti, Rabbime ve Rabbinize kulluk edin; şüphe yok ki Allah’a eş tanıyana Allah, cenneti haram etmiştir, onun yurdu ateştir ve zâlimlere hiçbir yardımcı yoktur. </p>
<p>73- Şüphe yok ki kâfir olmuşlardır, Allah, üçün üçüncüsüdür diyenler ve kulluk edilecek tek bir Tanrı vardır ancak. Söyledikleri sözden dönmezlerse içlerinden kâfir olanlar, pek elemli bir azâba uğrayacaklardır. </p>
<p>74- Hâlâ mı tövbe etmeyecekler Allah’a ve hâlâ mı yarlıgamasını istemeyecekler? Ve Allah suçları örter, rahîmdir. </p>
<p>75- Meryemoğlu Mesîh, bir peygamberden başka bir şey değildi; ondan önce de nice peygamberler gelip geçtiler; annesi de gerçek bir kadındı, ikisi de yemek yerlerdi. Bak bir, onlara delillerimizi nasıl açıklamadayız, sonra da bak, nasıl yüz çeviriyor onlar. </p>
<p>76- De ki: Allah’ı bırakıp size ne bir zararı dokunacak, ne bir faydası gelecek bir varlığa mı kulluk ediyorsunuz? Ve Allah, her şeyi duyar, bilir. </p>
<p>77- De ki: Ey kitap ehli, haksız yere dininizde, aşırı gitmeyin ve evvelce hem sapmış, hem çoğunu saptırmış ve doğru yolu bırakıp sapıklığa dalmış olan kavmin dileklerine uymayın. </p>
<p>78- İsrailoğullarından kâfir olanlara Dâvûd’un diliyle de lânet edilmişti, Meryemoğlu İsa’nın diliyle de. Bu da isyan ettiklerinden ve aşırı gittiklerindendi. </p>
<p>79- İşledikleri kötülükten, birbirlerini menetmezlerdi. Gerçekten de yaptıkları iş, ne de kötüydü. </p>
<p>80- Onların çoğunu görürsün ki kâfirlere dostluk ederler. Ne de kötüdür nefislerinin, onlara hazırlayıp sunduğu şey; Allah’ın gazabına uğrayacaklardır ve azâp içinde ebedî olarak kalacaklardır. </p>
<p>81- Allah’a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı onları dost edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu, buyruktan çıkmış kötü kişilerdir. </p>
<p>82- İnsanların, inananlara düşmanlıkta en ileri gidenleri, göreceksin, Yahûdilerle müşriklerdir, inananlara sevgi bakımından en yakınları da biz Nasrânîyiz diyenlerdir. Bunun sebebi de, onların içinde ilimle, ibadetle uğraşanlarla rahiplerin bulunuşudur ve bir de onlar, ululanmazlar. </p>
<p>83- Peygamberlere indirileni duydular mı gerçeği tanıdıklarından görürsün ki gözleri yaşla dolar da taşar. Derler ki: Rabbimiz, inandık biz, bizi gerçeğe tanık olanlardan et. </p>
<p>84- Zâten Rabbimizin bizi de iyi insanlara katmasını umup dururken ne oluyor bize ki Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım? </p>
<p>85- Allah da onları söyledikleri söz yüzünden, kıyısından ırmaklar akan cennetlere sokarak mükâfatlandırır, orada ebedî olarak kalırlar ve budur işte iyilik edenlerin mükâfatı. </p>
<p>86- Kâfir olanlarla âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlardır cehennem ehli. </p>
<p>87- Ey inananlar, Allah’ın size helâl ettiği tertemiz şeyleri haram etmeyin kendinize ve aşırı gitmeyin. Şüphe yok ki Allah, aşırı gidenleri sevmez. </p>
<p>88- Ve yiyin Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden helâl ve temiz olanları ve inandığınız Allah’tan çekinin.</p>
<p>89- Boş yere yemin etmenizden dolayı sorumlu tutmaz sizi Allah, fakat yürekten ve kasten ettiğiniz yeminler yüzünden sorumlu tutar. Yemin kefâreti, âilenize yedirdiğiniz yemeklerin orta derecede olanıyla on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da bir kul azat etmektir. Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutar. İşte yemininizi bozarsanız budur kefâreti. Koruyun yeminlerinizi. Allah, şükredenlerden olursunuz diye âyetlerini işte böyle açıklar size. </p>
<p>90- Ey inananlar, şarap, kumar, tapınmak için dikilmiş olan taşlar, fal için kullanılan oklar, ancak Şeytan’ın işlerindendir ve birer pisliktir bunlar. Bunlardan kaçının da muradına erenlerden olun. </p>
<p>91- Şeytan, şarap ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin salmak ister ancak, vazgeçtiniz artık değil mi? </p>
<p>92- Ve itaat edin Allah’a ve Peygambere ve sakının. Yüz çevirirseniz iyice bilin ki Peygamberimize düşen vazife, ancak tebliğden ibarettir.(12)</p>
<p>93- İman edip iyi işlerde bulunanlara; çekindikleri, inandıkları ve iyi işlerde bulundukları, sonra gene çekinmede devam ettikleri, inançlarını güttükleri, sonra da gene çekinip durdukları ve iyilik ettikleri takdîrde haram edilmeden önce yedikleri şeyler yüzünden bir vebal yok ve Allah iyilik edenleri sever.</p>
<p>94- Ey inananlar, Allah, onu görmeksizin de kendisinden korkan kişiyi ayırt etmek için ellerinizin ulaşabileceği, mızraklarınızın yetişebileceği avları avlanma hususunda sizi sınayacak mutlaka. Bundan sonra kim aşırı hareket ederse ona pek acı bir azap var. </p>
<p>95- Ey inananlar, ihramdayken avlanmayın; içinizden kim, bir av hayvanını bilerek öldürürse sizden iki adâlet sahibinin hükmüne göre cezası, öldürdüğü hayvanın benzeri olan ve Kâ’be’ye götürülen bir hayvanı kurban etmek, yahut işlediği suça karşılık yoksulları doyurmak, yahut da bunlara denk olacak kadar oruç tutmaktır, böylece yaptığının cezasını tatması gerektir. Allah, geçmişte işlenen suçları bağışlamıştır. Fakat bundan böyle de kim bu suçu işlerse şüphe yok ki Allah öç alır ondan ve Allah üstündür, öç alıcıdır. </p>
<p>96- Denizde avlanmak ve avladığını yemek, geçiminiz için size de, misafirlerinize de helâl edilmiştir de ihramda bulunduğunuz müddetçe kara avı haram edilmiştir size. Çekinin o Allah’tan ki onun tapısında toplanacaksınız. </p>
<p>97- Allah, Kâbe’yi hac ayını, kurbanı, kurbanlık olduğu bilinsin diye boynuna bir şey asılan hayvanları, insanların geçimine, düzenine sebep etti, böylece de şüphesiz olarak Allah’ın, göklerde ve yeryüzünde ne varsa hepsini bildiğini sizin de bilmenizi diledi ve Allah, şüphe yok ki her şeyi bilir. </p>
<p>98- Bilin ki Allah’ın cezası, muhakkak pek çetindir ve şüphe yok ki Allah suçları örter, rahîmdir. </p>
<p>99- Peygamberin vazifesi, ancak tebliğdir ve Allah, açığa vurduğunuz şeyleri de bilir, gizlediğiniz şeyleri de. </p>
<p>100- De ki: Pisle temiz bir değildir, pisin çokluğu seni şaşırtsa bile. Artık ey aklı tam olanlar, çekinin Allah’tan da muradınıza erin. </p>
<p>101- Ey inananlar, size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın Kur’ân indirilirken bunlara ait bir şey sorarsanız hükmü açıklanır size, halbuki Allah geçmişti ondan, ona ait hükmü bildirmemişti ve Allah, suçları örter, rahîmdir. </p>
<p>102- Sizden önce de bir kavim onları sordu da sonra kâfir oluverdi. </p>
<p>103- Allah, ne bahîreyi meşru kılmıştır, ne sâibeyi, ne vasîlayı, ne de hâmı; fakat kâfir olanlar, Allah’a, yalan yere iftirâ ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.(13)</p>
<p>104- Onlara, gelin Allah’ın indirdiğine ve Peygambere dendi mi bize yeter atalarımızın yapageldikleri şeyler, böyle bulduk biz derler. Fakat ya ataları da bir şey bilmiyorlardı ve doğru yola gitmiyorlardıysa. </p>
<p>105- Ey inananlar, siz, kendinize bakın; doğru yolu buldunuzsa sapık kişi, size bir zarar veremez. Hepinizin de dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o mutlaka yaptığınız şeyleri bildirir size. </p>
<p>106- Ey inananlar, birinize ölüm gelip çatarsa aranızda vasiyet edeceğiniz zaman, sizden iki âdil tanık bulunsun.</p>
<p>Yolculuktaysanız ve gene size ölüm musîbeti gelip çatacaksa sizden olmayan iki kişiyi de tanık tutabilirsiniz. Ancak onları, namazdan sonraya dek alıkoyun da akraba bile olsa Allah’ı bırakıp yerine hiçbir menfaati satın almayacağız, tanıklığımızı, Allah için gizlemeyeceğiz, gizlersek günahkârlardan olalım diye Allah’a yemin etsinler. </p>
<p>107- O iki tanığın bir günahı hakkettikleri anlaşılırsa mîras hakkında sahip olanlardan ve tanıklığa daha ziyade lâyık bulunanlardan iki kişi, onların yerine geçer, bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur ve biz zulmetmedik, ettiysek zâlimlerden olalım diye Allah’a yemin ederler. </p>
<p>108- Bu, hakkıyla tanıklık etmelerini, yahut yeminden sonra tanıklıklarının, yeminlerinin reddedilmesinden korkmamalarını sağlamaya daha yakındır. Ve çekinin Allah’tan ve dinleyin. Allah kötülükte, taşkınlıkta bulunan kavmi doğru yola sevk etmez. </p>
<p>109- O gün Allah, bütün peygamberleri toplayacak da ne cevap verildi size diyecek. Diyecekler ki: Bilgimiz yok bizim, şüphe yok ki sensin gizli şeyleri hakkıyla bilen.</p>
<p>110- An o zamanı ki Allah ey Meryemoğlu İsa, hatırla sana ve annene verdiğim nîmetimi demişti, hatırla ki seni Rûh-ül-Kudüs’le kuvvetlendirdim de beşikteyken de insanlarla konuştun, olgunluk çağında da. Hani sana kitabı, hikmeti, Tevrât-ı ve İncil’i öğretmiştim. Hani topraktan kuş şeklinde bir şey yapardın iznimle de ona üfürürdün, o da iznimle kuş olurdu ve anadan doğma körün gözünü açar, abraş illetine uğrayanı o illetten kurtarırdın iznimle ve hani ölüyü, iznimle mezardan çıkarmış, diriltmiştin. Hani, İsrailoğullarına apaçık delillerle geldiğin zaman onlardan kâfir olanlar, bu ancak açık bir büyü demişlerdi de ben seni kurtarmıştım onların elinden. </p>
<p>111- Hani Havarîlere, bana ve Peygamberime inanın demiştim de inandık demişlerdi tanık ol, biz Tanrıya teslîm olanlarız. </p>
<p>112- Hani Havariler, ey Meryemoğlu İsa demişlerdi, Rabbin, bize gökten bir sofra yemek indirebilir mi? İsa da inanmışsanız demişti, çekinin Allah’tan. </p>
<p>113- Demişlerdi ki: İstiyoruz ki o yemekten yiyelim, kalplerimiz tam bir inanca ulaşsın ve bilelim ki sen bize doğru söylüyorsun ve buna da tanık olalım biz. </p>
<p>114- Meryemoğlu İsa, Rabbimiz demişti, bize gökten bir sofra yemek indir de bugün, hem önce gelenlerimize bayram olsun, hem sonra gelenlerimize, hem de senden bir delil olsun; sen bizi rızıklandır ve sen, rızık verenlerin en hayırlısısın. </p>
<p>115- Allah, onu size indireceğim ben, fakat bundan sonra içinizden kâfir olanı öyle bir azapla azaplandı-racağım ki demişti, âlemler içinde hiçbir kimseyi o çeşit azaplandırmam. </p>
<p>116- Ve hani Allah, ey Meryemoğlu İsa diyecek, sen misin insanlara, Allah’ı bırakın da beni ve annemi iki tanrı tanıyın diyen? İsa da seni noksan sıfatlardan arı bilirim diyecek, hakkım olmayan bir sözü söyleyemem ki ben. Böyle bir söz söylediysem elbette bilirsin bunu. Benim içimde ne varsa hepsini mutlaka bilirsin sen. Fakat ben, senin bildiğini bilemem; şüphe yok ki sen gizli olan her şeyi, hakkıyla bilirsin. </p>
<p>117- Onlara, ancak bana emrettiğini söyledim, Rabbime ve Rabbinize kulluk edin dedim. İçlerinde bulundukça gözetirdim, korurdum onları, fakat beni aldıktan sonra onların ne yaptıklarını sen gördün ve sen her şeye hakkıyla tanıksın. </p>
<p>118- Onlara azâp edersen şüphe yok ki onlar, senin kullarındır ve eğer yarlıgarsan şüphe yok ki sensin üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi bulunan. </p>
<p>119- Allah diyecek ki: Bugün, öyle bir gündür ki gerçeklerin gerçekliği fayda eder ancak. Onlarındır kıyılarından ırmaklar akan cennetler, ebedî kalırlar orada. Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da ondan râzı olmuşlardır. İşte budur en büyük kurtuluş. </p>
<p>120- Allah’a aittir göklerin yeryüzünün ve oralarda ne varsa hepsinin tasarrufu ve onun her şeye gücü yeter.</p>
<p>(1) Ezlâm, fal için çekilen oklardır. Müslümanlıktan evvelki devre ait bir geleneğe göre bu okların bir kısmının üstünde, Rabbim emretti, bir kısmında, Rabbim nehyetti yazısı vardı. Yazısız olanları da mevcuttu. Araplar, bir iş yapacakları, yahut yola çıkacakları zaman bu okları birbirine karıştırır, bir tanesini çekerlerdi. Emir yazısı bulunan çıkarsa o işi yaparlar, yolculuğa çıkarlar, yapmaması yazılı ok çıkarsa o işten, o yolculuktan vazgeçerlerdi. Yazısız ok çıkarsa tekrar karıştırır, bir yazılı ok çıkıncaya dek çekerlerdi. Bu oklar, bir putun yanında dururdu. Kestikleri kurbandan o puta da pay ayırırlardı.</p>
<p>(2) Nasrâni Hıristiyan, Nasârâ Hıristiyanlar anlamına gelir. Hıristiyanlara, İsa Peygamberin Nâsıra denen köyden yetiştiği, yahut dine yardım ettikleri için Nasrâni denmiştir. Nasran denilen köye nispetle Nasrâni denmiştir diyenler de vardır (al-Müfredât, s. 514).</p>
<p>(3) Ahd-i Atıyk’te ve bilhassa Ahd-i Cedid’de Tanrıya baba, insanlara oğullar denegelmiştir. Kur’ân, anlam bakımından iltibası bulunan bu çeşit sözleri nehyeder.</p>
<p>(4) Bu âyetlerdeki olaylar, Ahd-i Atıyk’ın “a’dât” bölümünde 13. ve 14. bablarda etrafıyla anlatılmadadır.</p>
<p>(5) Ahd-i Atıyk’te “Tekvin” bölümünün 4. babında bu olay anlatılmaktadır.</p>
<p>(6) Vesile, Tanrı yoluna bilgiyle, kullukla yürümek ve şer’i hükümlere riâyet etmektir (al-Müfredât, s. 545).</p>
<p>(7) Kur’ân, Hz. Peygamberden evvelki devre “câhiliyye”, yani bilgisizlik devri adını veriyor.</p>
<p>(8) Tanrı’nın, dininden dönenlere bedel, meydana getirmeyi vaadettiği kavim hakkında birçok rivâyetler vardır. Hasan, Katâde ve Dahhâk’e göre bu kavim, dinden dönenlerle savaşan Abû-Bekr’le ona uyanlardır. (Devamı, sonnot No: 13) </p>
<p>(9) Bir gün, mescide bir yoksul gelmiş, Allah için bir şey istemişti. Namazda bulunduklarından hiç kimse bir şey verememiş, yoksul da yâ Rabbi tanık ol; Peygamberinin mescidine geldim, bana bir şey veren olmadı demişti. (Devamı, sonnot No: 14)</p>
<p>(10) El anlamına gelen “yed”, kudret, tasarruf, nîmet, tahsis mânalarını ifade eder (al-Müfredât, s. 573-574). Türkçe’de mecazen aynı anlamlarda kullanılır. O iş benim elimin harcı, senin elin yetmez, elimin altındasın, elim erer, gücüm yeter v.s. gibi. Bağlı elden maksat nîmet vermeyiştir.</p>
<p>(11) Bu âyetin iniş sebebi hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bir rivâyete göre Hz. Muhammed (s.a.a), bir gün, bir ağacın kaba – gölgesinde yatmış, uyumuştu; kılıcını da yatmadan, ağacın dalına asmıştı. Bir bedevi, yavaşça gelmiş, kılıcı alıp kınından sıyırmıştı. Bu sırada pıtırtıdan uyanan Peygambere, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak, demiş, Hz. Muhammed (s.a.a)’den, Allah cevabını alınca pek ürkmüş, hattâ başını ağaca çarpmıştı. Bu olay üzerine bu âyet indi. Bir başka rivâyete göre gene bir gün, çadırında yatacağı sırada, beni insanlardan kim koruyacak demiş, dışardan yak ve silâh sesleri duyunca kimdir onlar diye sormuş, Huzayfa ve Sa’d olduğunu ve kendisini korumak için geldiklerini öğrenince yatmış, fakat bu esnâda bu âyet inince başını dışarı çıkarıp siz gidin, beni Allah koruyacak demişti. (Devamı, sonnot No: 15) </p>
<p>(12) Bu âyetlerle içki ve kumar tamamıyla men edilmiştir.</p>
<p>(13) Müslümanlıktan önce, Araplar, bir dişi deve beş defa doğurur da beşinci yavrusu erkek olursa o devenin kulağını yararlar, kıra salıverirlerdi. Buna ne binerler, ne yük yüklerlerdi. Bu deveye “Bahire” adını verirlerdi (al-Müfredât, s. 36. Muhammed-ibn-i Abdülmelik-ibn-i Hişâm: Sıret-ün-Nebî, Ezher Prof. lerinden Muhammed Muhyiddin Abdülhamid’in haşiyeleriyle, Kahire, 1937-1356, c. I, s. 95-98). (Devamı, sonnot No:16)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/abdulbaki-golpinarli-meali/5-maide-suresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5-MAİDE</title>
		<link>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/elmalili-meali/5-maide/</link>
		<comments>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/elmalili-meali/5-maide/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 20:17:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elmalılı Meali]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[MAİDE Suresi Meali]]></category>
		<category><![CDATA[meal]]></category>
		<category><![CDATA[Sure Meali]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe meal]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Mealler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidavet.net/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[5-MAİDE: 1 &#8211; Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir. 2 &#8211; Ey iman edenler! Allah&#8217;ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe&#8217;ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>5-MAİDE:</p>
<p>1 &#8211; Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir. </p>
<p>2 &#8211; Ey iman edenler! Allah&#8217;ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe&#8217;ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram&#8217;dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah&#8217;tan korkun. Çünkü Allah&#8217;ın azabı çetindir. </p>
<p>3 &#8211; Leş, kan, domuz eti, Allah&#8217;tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.</p>
<p>4 &#8211; Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: &#8220;Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı.&#8221; Allah&#8217;ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah&#8217;ın adını anın (besmele çekin), Allah&#8217;tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir. </p>
<p>5 &#8211; Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır. </p>
<p>6 &#8211; Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. </p>
<p>7 &#8211; Allah&#8217;ın, üzerinizdeki nimetini ve &#8220;İşittik, itaat ettik&#8221; dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah&#8217;tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.</p>
<p>8 &#8211; Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah&#8217;tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. </p>
<p>9 &#8211; Allah, iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.</p>
<p>10 &#8211; İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, cehennemliktirler. </p>
<p>11 &#8211; Ey iman edenler! Allah&#8217;ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmişti de, O (Allah) onların ellerini sizden çekmişti. Allah&#8217;tan korkun. Müminler yalnız Allah&#8217;a dayansınlar.</p>
<p>12 &#8211; Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik&#8230; Allah şöyle demişti: &#8221; Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur. </p>
<p>13 &#8211; Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever. </p>
<p>14 &#8211; &#8220;Biz hıristiyanız&#8221; diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlara &#8211; elbette haber verecektir. </p>
<p>15 &#8211; Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah&#8217;tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir. </p>
<p>16 &#8211; Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder. </p>
<p>17 &#8211; Muhakkak ki, &#8220;Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih&#8217;tir&#8221; diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: &#8221; Allah, Meryemoğlu İsa Mesih&#8217;i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O&#8217;na kim engel olabilir? &#8221; Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah&#8217;a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdir. </p>
<p>18 &#8211; Yahudiler ve hıristiyanlar, &#8220;Biz Allah&#8217;ın oğulları ve sevgilileriyiz&#8221; dediler. De ki: &#8221; O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?&#8221; Hayır, siz de O&#8217;nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah&#8217;ındır. Nihayet dönüş de O&#8217;nadır. </p>
<p>19 &#8211; Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): &#8220;Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi&#8221; demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir. </p>
<p>20 &#8211; Musa kavmine şöyle demişti: &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi.&#8221; </p>
<p>21 &#8211; &#8220;Ey kavmim, Allah&#8217;ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız.&#8221; </p>
<p>22 &#8211; Onlar da: &#8220;Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz&#8221; dediler. </p>
<p>23 &#8211; Allah&#8217;tan korkan ve Allah&#8217;ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: &#8220;Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah&#8217;a dayanın. </p>
<p>24 &#8211; Kavmi Musa&#8217;ya: &#8220;Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb&#8217;in gidin savaşın. Biz burada oturacağız&#8221; dediler. </p>
<p>25 &#8211; Musa: &#8220;Ey Rabbim! Ben, kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum, artık bizimle bu fâsık kavmin arasını ayır&#8221; dedi. </p>
<p>26 &#8211; Allah Musa&#8217;ya şöyle dedi: &#8220;Kırk sene o mukaddes yer onlara haram kılınmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. O fâsık kavim için üzülme!&#8221;. </p>
<p>27 &#8211; Onlara Âdem&#8217;in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):&#8221; Seni öldüreceğim&#8221; demişti. Diğeri ise şöyle demişti: &#8220;Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder&#8221;. </p>
<p>28 &#8211; &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;tan korkarım. </p>
<p>29 &#8211; &#8220;Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur&#8221;.</p>
<p>30 &#8211; Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu. </p>
<p>31 &#8211; Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. &#8220;Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?&#8221; dedi ve pişman olanlardan oldu. </p>
<p>32 &#8211; Bunun içindir ki, İsrâiloğulları&#8217;na: &#8220;Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur&#8221; hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler. </p>
<p>33 &#8211; Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır. </p>
<p>34 &#8211; Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. </p>
<p>35 &#8211; Ey inananlar, Allah&#8217;tan korkun, O&#8217;na yaklaşmaya yol arayın ve O&#8217;nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.</p>
<p>36 &#8211; Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. </p>
<p>37 &#8211; Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır. </p>
<p>38 &#8211; Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah&#8217;dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir. </p>
<p>39 &#8211; Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir. </p>
<p>40 &#8211; Göklerin ve yerin mülkünün Allah&#8217;a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir. </p>
<p>41 &#8211; Ey peygamber, ağızlarıyla &#8220;inandık&#8221; deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, &#8220;eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının&#8221; derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah&#8217;a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır. </p>
<p>42 &#8211; Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever. </p>
<p>43 &#8211; İçinde Allah&#8217;ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inanıcı değillerdir. </p>
<p>44 &#8211; İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat&#8217;ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah&#8217;ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah&#8217;ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. </p>
<p>45 &#8211; Biz Tevrat&#8217;ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa, bu kendi günahlarına keffaret olur. Ve kim Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.</p>
<p>46 &#8211; O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat&#8217;ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa&#8217;yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat&#8217;ı tasdik eden ve Allah&#8217;dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil&#8217;i verdik. </p>
<p>47 &#8211; İncil ehli de Allah&#8217;ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah&#8217;ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir. </p>
<p>48 &#8211; Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur&#8217;ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah&#8217;ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah&#8217;adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.</p>
<p>49 &#8211; Aralarında Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah&#8217;ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah&#8217;ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır. </p>
<p>50 &#8211; Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah&#8217;tan daha güzel hüküm veren kim olabilir? </p>
<p>51 &#8211; Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez. </p>
<p>52 &#8211; Kalblerinde hastalık bulunanların :&#8221; Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz&#8221; diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. </p>
<p>53 &#8211; İman edenler: &#8220;Sizinle beraber olduklarına dair, Allah&#8217;a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?&#8221; derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır.</p>
<p>54 &#8211; Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah&#8217;ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah&#8217;ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir. </p>
<p>55 &#8211; Sizin asıl dostunuz Allah&#8217;tır, O&#8217;nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir. </p>
<p>56 &#8211; Kim Allah&#8217;ı, O&#8217;nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah&#8217;ın taraftarları galip geleceklerdir. </p>
<p>57 &#8211; Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah&#8217;dan gereğince korkun. </p>
<p>58 &#8211; Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır. </p>
<p>59 &#8211; De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Sadece Allah&#8217;a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız&#8221;. </p>
<p>60 &#8211; De ki: &#8220;Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır&#8221;. </p>
<p>61 &#8211; Onlar, size geldikleri zaman, &#8220;iman ettik&#8221; dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir. </p>
<p>62 &#8211; Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür! </p>
<p>63 &#8211; Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür! </p>
<p>64 &#8211; Yahudiler, &#8220;Allah&#8217;ın eli çok sıkıdır&#8221; dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah&#8217;ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez. </p>
<p>65 &#8211; Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık. </p>
<p>66 &#8211; Eğer onlar, Tevrat&#8217;ı, İncil&#8217;i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür! </p>
<p>67 &#8211; Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O&#8217;nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez. </p>
<p>68 &#8211; De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Tevrat&#8217;ı, İncil&#8217;i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme! </p>
<p>69 &#8211; Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. </p>
<p>70 &#8211; Andolsun biz, İsrailoğulları&#8217;ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir. </p>
<p>71 &#8211; Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.</p>
<p>72 &#8211; Andolsun, &#8220;Allah, Meryem&#8217;in oğlu Mesih&#8217;tir&#8221; diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: &#8220;Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah&#8217;a ibadet edin. Kim Allah&#8217;a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur&#8221; demişti. </p>
<p>73 &#8211; &#8220;Allah, üçün üçüncüsüdür&#8221; diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktır.</p>
<p>74 &#8211; Hâlâ Allah&#8217;a tevbe edip O&#8217;ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. </p>
<p>75 &#8211; Meryem&#8217;in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar! </p>
<p>76 &#8211; De ki: &#8220;Allah&#8217;ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir&#8221;. </p>
<p>77 &#8211; De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayın&#8221;. </p>
<p>78 &#8211; İsrailoğulları&#8217;ndan küfredenler, Davud ve Meryem&#8217;in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi. </p>
<p>79 &#8211; Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi. </p>
<p>80 &#8211; Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.</p>
<p>81 &#8211; Eğer onlar, Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e ve ona indirilen Kur&#8217;ân&#8217;a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir. </p>
<p>82 &#8211; İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah&#8217;a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: &#8220;Biz hıristiyanlarız&#8221; diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar. </p>
<p>83 &#8211; Peygamber&#8217;e indirilen (Kur&#8217;ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: &#8221; Ey Rabb&#8217;imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz&#8221; derler. </p>
<p>84 &#8211; &#8220;Hem biz Rabb&#8217;imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah&#8217;a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!&#8221;. </p>
<p>85 &#8211; Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur. </p>
<p>86 &#8211; İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.</p>
<p>87 &#8211; Ey iman edenler! Allah&#8217;ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. </p>
<p>88 &#8211; Allah&#8217;ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah&#8217;tan korkun. </p>
<p>89 &#8211; Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz. </p>
<p>90 &#8211; Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz. </p>
<p>91 &#8211; Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah&#8217;ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? </p>
<p>92 &#8211; Allah&#8217;a itaat edin, Peygamber&#8217;e de itaat edin. Kötülüklerden sakının. Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber&#8217;imize düşen sadece apaçık tebliğdir. </p>
<p>93 &#8211; İman edip salih amel işleyenler, Allah&#8217;tan korktukları, imanlarında sebat ettikleri, salih amel işlemeye devam ettikleri, sonra Allah&#8217;tan sakındıkları, imanlarından ayrılmadıkları, yine Allah&#8217;tan korktukları ve iyilikte bulundukları müddetçe, daha önce yediklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah iyilikte bulunanları sever. </p>
<p>94 &#8211; Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardır.</p>
<p>95 &#8211; Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe&#8217;ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.</p>
<p>96 &#8211; Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah&#8217;tan korkun. </p>
<p>97 &#8211; Allah, Kâbe&#8217;yi, o Beyt-i haram&#8217;ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah&#8217;ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah&#8217;ın herşeyi hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir. </p>
<p>98 &#8211; İyi bilin ki Allah, hem cezası çok şiddetli olandır, hem de çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. </p>
<p>99 &#8211; Peygamber&#8217;in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. </p>
<p>100 &#8211; De ki:&#8221;Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile&#8221;. Ey selim akıl sahipleri Allah&#8217;tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.</p>
<p>101 &#8211; Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur&#8217;ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır. </p>
<p>102 &#8211; Sizden önce gelen bir kavim bunları sormuştu da sonra inkâr etmişti. </p>
<p>103 &#8211; Allah, ne &#8220;bahîre&#8221;yi, ne &#8220;sâibe&#8221;yi, ne &#8220;vesile&#8221;yi ve ne de &#8220;hâm&#8221;ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah&#8217;a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez. </p>
<p>104 &#8211; Onlara: &#8221; Allah&#8217;ın indirdiği (kitabı)ne ve peygamber&#8217;e gelin&#8221; dendiği zaman:&#8221; Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter&#8221; derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı? </p>
<p>105 &#8211; Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah&#8217;adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir. </p>
<p>106 &#8211; Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah&#8217;a şöyle yemin ederler: &#8220;Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah&#8217;ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz&#8221;. </p>
<p>107 &#8211; Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: &#8220;Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk&#8221; diye Allah&#8217;a yemin ederler.</p>
<p>108 &#8211; İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah&#8217;tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmez. </p>
<p>109 &#8211; Allah, Resulleri topladığı gün:&#8221; Size ne cevap verildi? &#8220;der. &#8220;Bizim bilgimiz yok&#8221; derler, &#8220;gizlileri bilen yalnız sensin, sen!&#8221;. </p>
<p>110 &#8211; Allah şöyle diyecektir: &#8220;Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu&#8217;l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları&#8217;na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: &#8220;Bu ancak apaçık bir sihirdir&#8221; dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum. </p>
<p>111 &#8211; Hani Havarilere: &#8221; Bana ve Resulüme iman edin&#8221; diye ilham etmiştim. Onlar da: &#8220;İman ettik, bizim şüphesiz müslümanlar olduğumuza şahit ol&#8221; demişlerdi. </p>
<p>112 &#8211; Havariler:&#8221; Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?&#8221; dediler. İsa da: &#8220;İnanıyorsanız Allah&#8217;tan korkun&#8221; dedi. </p>
<p>113 &#8211; Havâriler: &#8220;İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım&#8221; dediler.</p>
<p>114 &#8211; Meryemoğlu İsa da: &#8220;Allah&#8217;ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!&#8221; dedi. </p>
<p>115 &#8211; Allah buyurdu ki:&#8221; Ben onu size indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım&#8221;. </p>
<p>116 &#8211; Ve Allah demişti ki: &#8220;Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: &#8216;Beni ve annemi, Allah&#8217;tan başka iki tanrı edinin&#8217; dedin?&#8221;. &#8220;Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!&#8221;.</p>
<p>117 &#8211; &#8220;Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah&#8217;a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin. </p>
<p>118 &#8211; &#8220;Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin&#8221;. </p>
<p>119 &#8211; Allah buyurdu ki: &#8220;Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır&#8221;. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O&#8217;ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur. </p>
<p>120 &#8211; Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah&#8217;ındır. O herşeye kâdirdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidavet.net/turkce-mealler/elmalili-meali/5-maide/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

